Aralık 18, 2009

abnegation*




seni bu yıpranmış toprağa bağışlıyorum

bundan sonra burda yaşamamayı tercih ediyorum

denemedim diyemem

fakat bundan sonra burda yaşamamayı tercih ediyorum

in flames

ay hop

susabilmeyi dile, şerafettin .
onlar,senin elindeki tırpanı üzerinde kullanmadan...

neden maragozları seviyorum,neden?


tutuşsa ya hikayede eteklerin!

Aralık 17, 2009

reci mon amour


Elvis never could carry a tune
she thought about this irony as she stared back at the moon
she was tracing the years with her fingers on her skin
saying why don't I begin again
with turpentine and patches
with cold Campbell's from the can
after all
I'm still a jerk playing with matches
it's just that he's not around to play along
I'm still an ass hole playing with matches
Blowing out my wishes blowing out my dreams
Just sitting here and trying to decipher
what's written in Braille upon my skin...

Aralık 15, 2009

of !

gidene bir şey kalmıyor ki
giden gidiyor
kalanın üstüne patates çuvalı biniyor...

I'm sorry,two words I always think *


Aralık 14, 2009

Ulan!




gerçek değer : gelmesi boşluk dolduran değil
gitmesi boşluk yaratan
Ö. Asaf

Aralık 10, 2009

*

"yoksa maksadım bir vasiyetname yazmak mı? hayır! çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek*. hem sonra daha nesine takılıp kalacağım bu dünyanın? hayat denen şeyden el çektim, bıraktım, pekâlâ, gitsin elimden! ben gidince de, adam sen de, kim isterse okusun benim bu kağıt parçalarını. ne gelecek umurumda, ne onlar. yazıyorsam, yazmak ihtiyacı beni zorluyor da ondan. mecburum(...) " Sadık Hidâyet { Kör Baykuş’tan}

yollardagezer

ölmek istedim bir türlü ölmedim*

Ölüme sabit gözle bakabilir miyim
düşün taşın aynı yekün
bunu aklıma sen soktun peyami!

Aralık 09, 2009

gidici mi,giden mi, hep gider mi? bilmem.

varılacak yer, ulaşılacak nokta...
bunların sana göresi yoktu.
senin için önemli olan gitmekti.
emeklemeden koşmayı istedin.
bir sigara yaktın ve hayatın salıncaktan düştü
kaldırıp dizlerindeki tozu silktin.
hayatını yaşamaya sen kendini mecbur kıldın,
ama bu zaruri hal şilteyle olan münasebetine engel olmadı.
gece uyandın, gündüz uyudun.
sonra upuzun,güpgüzel aşk mektupları aldın.
hepsi posta kutunda öylece duruyordu.
bir gün gece uyumaya karar verdin
ve nihayet sabah uyandın, sabahlığını üstüne geçirdin
1 bardak ılık sütünü de eline alıp posta kutusuna bakmaya çıktın.
ve zarf yığınının en üstünde onun veda mektubunu buldun.

p.s. : ılık sütten nefret ederim.